Yelkenkaya, bir ‘hüzünlü’ fener!

Yelkenkaya, bir ‘hüzünlü’ fener!

Aslında deniz fenerlerinin hepsi hüzünlü, dünyadakiler de, giderek daha az kullanıldıkça ve bekçilerine de ihtiyaç kalmayınca, ama Yelkenkaya Feneri, bir ‘garip’, yolu garip, coğrafyası, tarifsiz bir his bu. 1896’da yapılmış, 121  yıllıkmış, 2014 yılındaki bir röportaja göre 118 yıldır aynı aile görev yapıyormuş.

İstanbul ve çevresindeki tüm deniz fenerlerine bir kaç kez gitmiştim, ancak daha uzaktakilere bile gitmişken Yelkenkaya (Darıca) Feneri hep bir kenarda kaldı, yakın ama uzak olarak sıra gelememişti. Cuma gece yarısını geçtikten sonra kara verdim, sabah hava güzel olacakmış, yol yaklaşık 70 km civarı, gün doğumu 07:55, demek ki, 6:30 gibi çıksam yeterli olacaktı. Sabah 6’da uyanıp kahvemi içtikten sonra yola çıktım. Google da, Yandex de göstermiyor Yelkenkaya Feneri’ni, internette de çok az bilgi ve fotoğraf var, bir kaç eski blog yazısı o kadar, ama Aslan Çimento’yu analist olarak çalıştığım dönemden biliyorum, Türkiye’nin ilk çimento fabrikası, hatta internette okuduğuma göre, fenerin arkasında yer alan tepeler yelken biçimindeymiş, ancak çimento fabrikasına hammadde olarak kullanıldıkça on yıllar içerisinde yelken şeklinde kaya kalmamış, hazin.

Darıca Feneri

Yelkenkaya Feneri

Yol 170 km sürdü, gidiş dönüş, iki saat, ancak, sabah 6.30 da değilde 1 saat sonra çıksaydım, muhtemelen 2 katına çıkabilirdi.

Kolaylık olsun diye haritayı ekliyorum, aslında bulması çok da zor değil, Aslan Çimento yazıp, sonra giriş kapısının yanından giren yoldan sahile devam ediyorsunuz, fenerin önüne kadar gelseniz de, içeri giren yol, muhtemelen fabrikanın içerisinde kaldığından girmek mümkün değil, neyse ki drone’um yanında idi 🙂

 

Deniz Fenerine ulaştığımda sabah 7.20 gibiydi, kimsecikler olmayan ıssız bir bölge. Tripodu kurarak mavi saatte bir kaç çekim yaptım, sonra ise gün doğarken drone ile deniz fenerini ve güneşi aynı kadraja alıp hem fotoğraf hem de video çekimi planladım. Drone’u uçurdum ancak gün doğumu hayal kırıklığı idi, doğuya doğru kalın bir bulut tabakası çok az renk değiştirdi, yine de fenerin  tepesinde uçmak ve fotoğraf-video çekmek çok keyifliydi.

Yaklaşık bir saat durduktan sonra eve dönüş yoluna başladım. Ne yazık ki fotoğraf makinası için denizle beraber bir kadraja uygun bir konumu yok. İznimle içeri girsem dahi durum bu şekilde, yine drone’la bu kez bir gün batımı var kafamda, kısmet 🙂

 

 


Leave a Comment