Hürriyet gazetesinde 3 Ocak 2004’de çıkan haber.. Kitap, şimdi sahafçılarda bulunabiliyor. Nadir Kitap sitesinden edinmek de mümkün..
50 deniz fenerinin hikáyesini yazdılar
Hürriyet Haber
03 Ocak 2004
‘‘Şapkasız Çıkmam Abi’’ reklamının yaratıcısı Aykut Tankuter, Türkiye’nin deniz fenerlerini kitap yapmak istedi. Yanına fotoğrafçı Emre Ermin’i alarak yollara düştü. Sanat danışmanlığını Cemal Mutver’in yaptığı ‘‘Yalnızlığın Işıkları, Deniz Fenerleri’’ kitabı Novartis Kültür Yayınları’nca basıldı.
‘Fenerler yoksa, deniz de yoktur aslında, denizlerdeki yolculuk da. Fenerler yalnızdır. Belki de tüm ‘yol gösterenlerin’ kaderidir bu’’ diyor Aykut Tankuter. Fenerler onun için bir tutku. Tankuter Türkiye’nin fenerlerini bir kitapta toplamaya karar verdiğinde prosedür gereği Kıyı Emniyeti ve Sahil Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne başvurmuş. Türkiye’de değişik tip ve özelliklerde ve 37’si İstanbul Boğazı’nda olmak üzere tam 369 deniz feneri olduğunu öğrenmiş. ‘‘Bütün fenerleri görüntülememize imkan yoktu. Zaten çoğu gidilemez ve görülemez halde. Bu yüzden hálá ailelerin yaşadığı fenerlere gittik. Onların hikayelerini yazdık.’’
Gelişen teknolojiyle beraber fenerlerin işlevlerini yitirdiği bir gerçek. Aykut Tankuter 20-30 yıl içinde tamamen yok olacak fenerlerden geriye birer anı kalsın istiyor. 155 sayfalık kitapta 50 fenerin fotoğrafları ve hikayesi yer alıyor. Amaç fenerin ‘duygusunu’ yakalamak. Aykut Tankuter ve Emre Ermin yolculukları sırasında fenerlerin bir devlet dairesi gibi resmi olduğunu gördüklerinde çok şaşırmışlar: ‘‘Bu kadar sivil, bu kadar özgür, bu kadar romantik olan başka bir yapı gördünüz mü? Bu kitap onları bu resmi daire görüntüsünden çıkarıp ‘başka hayatların’ yaşandığı, başka ve uzak mekanlar olarak anlatmak için hazırlandı.’’
Aykut Tankuter’e ‘‘Fener ailelerinin bir ortak özelliği var mı?’’ diye soruyoruz: ‘‘Fenercilik babadan oğula geçiyor. Bir fenerin ortalama 200 yıllık geçmişi olduğu için içlerinde en az 5 kuşaktır fenerci olanlar var. Onlar bir ışıktan sorumlu. Bu yüzden o ışığa gözleri gibi bakıyorlar.’’ Gelidonya fenercisi Mustafa Akdeniz’de Taşlık Burnu’nda akşam olurken, gün batmadan önce, her gün, bir motosikletli fenere ulaşan zorlu patikada ilerliyor. Aynı kişi bir süre sonra aynı yoldan, yine tek başına dönüyor. Bu kişi Gelidonya fenercisi Mustafa. Annesi bu fenerde beş çocuk dünyaya getirmiş. Teknoloji gelişince onun fenerde yaşamasına gerek kalmamış. Her gün bir defa uğrayıp, feneri kuruyor. Hepsi bu!
Sibel ARNA
http://www.hurriyet.com.tr/50-deniz-fenerinin-hik-yesini-yazdilar-38553845