Datça’ya özel bir bağım var.

İş hayatımın ilk yıllarında, rahmetli babam Akçabük’de (Bodrum) aldığı devremülkten çok memnun kalmış olmalıydı ki… Almanya’dan tanıdık arkadaşlarını ziyarete gittikleri Datça’da bir devremülk inşaatı duymuş ve hemen bana bahsetmişlerdi. O dönem ev alamıyoruz ya.. Bu fırsatı değerlendirip, taksitle ve uygun fiyatla Billurkent’de bir devremülk satın almıştım. Sonrasında da arkadaşlarımla sıkça gitmiş ve çok sevmiştim, ki yolu uçurumken henüz. Sonra Bodrum’lu olunca uzak kaldık Datça’dan.

Deniz fenerlerini fotoğraflama tutkum beni tekrar Datça’ya yöneltti bu yaz… 5 günlük bir Bodrum tatilinden sonra, kıyıları dolaşarak yaptığım yorucu bir seyahat ardından…  Yine Datça’daydık.. Eşimi ve kızımı orada bırakıp,  Knidos’a doğru yola koyuldum.

Yıllar önce bir kez denizden gelmiştim buraya. Palamutbükü’ne kadar olan yolun da berbat olduğunu hatırlıyorum, tabii orası da değişmiş. Yol, Knidos’a kadar asfalt, gün batımına 1.5 saat kala oradaydım. Müzenin içerisine girip doğrudan fenere doğru yola koyuldum. Sırtımda büyük bir sırt çantası, içinde 5-6 tane lens ve makina.. Boynumda bir diğer fotoğraf makina çantası, biri büyük iki tripod… Önce bir tepe tırmanıp aşağı iniyor, sonra ikinciye tırmanıyorsun.  Elektrik kablolarını takip edersen fenere ulaşmak kolay, yanında patika oluşmuş. Manzara muhteşem tabii, denizden 100 metre yukarıdasın. Karşıda Kos ve Nisiros adaları, fenerin bir tarafı Akdeniz, diğer tarafı Ege.

Fener oldukça bakımlı, yeni restore edilmiş olmalı. Yanında bir kapı, çerçeve içerisinde, tek başına duruyor. Kilitli, nereye açılıyor belirsiz. İki tarafını da görebiliyor olmanıza rağmen, kim, neden koymuş bu kilidi bilmiyorum. Bu konuyla ilgili detay öğrendiğimde ‘Deniz Fenerleri Hakkında’ sayfasına ekleyeceğim.  Biraz fotoğraf çekip, tekrar diğer tepeye tırmanmak için aşağı iniyorum. Diğer tarafta iki tripodu kurup fotoğraf çekiyorum, bir de timelapse. Gün batıyor, alacakaranlık modunda kimseler yok… Ama ürkütücü bir ortam da yok. “Yıldız çekebilir miyim” diye düşünürken, aniden, “ya müze giriş kapısı kapanır da, dönerken birisi beni tarihi eser kaçakçısı sanırsa” diye farklı bir düşünce daha geliyor aklıma. “Kime dert anlatacaksın” diyorum kendime ve dönüş için yola koyuluyorum.

İyi bir keşif oluyor bu, birkaç güzel fotoğrafla.

Baharda tekrar bekle beni Deveboynu!

Knidos antik kentinin hemen yanıbaşında yer alan fenerin müthiş drone görüntülerini Sezen Aksu’nun nefis müziği eşliğinde seyretmek için: